İktidar ortağı oldukları süreci, iktisadî, siyasî ve terör sorunu açısından ‘akıl almaz bir dönem’ olarak tanımlayan Karayalçın, “Faili meçhullerin olması, o ülkede hükümetin olmaması demektir. Size emanet edilmiş bu ülkenin yurttaşları öldürülüyor. Hukuka, topluma ve kendi vicdanınıza karşı ciddi bir rahatsızlık yaşıyorsunuz” diyor.Murat Karayalçın, başbakan yardımcısı olduğu dönemde, JİTEM ismini özellikle basından duyduğunu ve bu yapıyı, dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş’in bulunduğu ortamlarda da gündeme getirdiğini söylüyor. Ancak bunun sonucunda yaşadığı hayal kırıklığını şöyle anlatıyor:BANA HEP JİTEM’İN OLMADIĞI SÖYLENDİ”JİTEM’in peşinde oldum. Bu yapının ne olduğunun ortaya çıkarılması için, hükümette kendi olanaklarım çerçevesinde çaba harcadım. Ben bu devletin başbakan yardımcısıyım. Sayın cumhurbaşkanıyla, başbakanla ve komutanlarla bunun ne olduğu konusunda görüşmelerim ve sorularım oluyordu. Bana hep JİTEM’in olmadığı söylendi. İsim isim hatırlamıyorum ama dönemin Genelkurmay Başkanı Doğan Güreş de bunu söyleyenlerden bir tanesiydi. Kendisi doğrudan ifade etmemiş olsa bile, bu bana söylendiğinde o da oradaydı.”1994 yazında Tunceli Ovacık’ta çıkan çatışmalarda 11 köyün boşaltıldığı olaylarda ve Diyarbakır’ın bir köyünde yaşanan çatışmanın ardından bizzat bölgeye gittiğinde de bunu yaşamış:KÖY BOŞALTMA ÖRNEĞİ”Köy boşaltma olayında Tunceli’ye gittim. Tunceli valisi, Tunceli garnizon komutanı, emniyet müdürü oradaydı. Bana; bir çatışmanın olduğunu, o alanda yaşayan yurttaşlarımızın da bölgelerini terk etmek istediklerini, orada yaşamak istemediklerini, bununla ilgili dilekçe verdiklerini söylemişlerdi. ‘Gitmeyin, size tepki gösterirler’ demelerine rağmen Ovacık’a gittim. Çok büyük bir kalabalık vardı ve tepki de gösterdiler. Dedim ki:’Kafamı kesseniz ben buradan gitmem. Olayları öğrenmeye geldim. Sizi dinleyeceğim.’ Onların verdikleri bilgiyle validen gelen bilginin farklı olduğunu gördüm. Bunu sadece bu olayda görmedim. Diyarbakır’da bir olayı yaşadım. Sanırım, bir köye yapılan faili meçhul bir saldırıydı. Ben olayı öğrendikten sonra ilgililerden aldığım bilgiyi arkadaşlarıma ve basına aktardım. Ama daha sonra onun öyle olmadığını başka birtakım kanallarla öğrendim. Yanlış bilgi verdiğimi, bu nedenle de özür dilediğimi ifade ettim. Bana verilen bilgiyle daha sonra öğrendiğim gerçekler arasında farklılıklar vardı. Ve o dönemde başbakan yardımcısıydım.” (Kaynak: Zaman)
Murat Karayalçın’dan tarihi itiraf
Ankara Ziraat Odaları; hububat alım fiyatları çiftçimizi üzdü
Ankara Ziraat Odaları İl Koordinasyon Kurulu Başkanı Zekai Köseoğlu TMO alım fiyatları ile ilgili basın açıklama yaptı.
Köseoğlu açıklamasında; “Çiftçi sayımız ülke nüfusunun yüzde iki buçuğuna düşmüşken çiftçi yaş ortalaması 60’lara dayanmışken çiftçi çocukları tarımın gelir seviyesinin düşük olmasından köyde kalmaz iken köyler virane yaşanmaz hale gelmişken TMO’nun 2026 yılı hububat alım fiyatları çiftçimizi üzmüş çalışma üretme şevkini kırmıştır. 2026 yılı üretici fiyatlarındaki artış %26 civarında iken ASGARİ ÜCRETE %27 zam yapılmış iken 2025 yılı ile 2026 yılı üretim maliyetleri arasında %30 bir artış var iken buğday alım fiyatını 2025 yılı fiyatına göre %22,22 artışla 16,500 TL ye 2025 yılı arpa alım fiyatına göre %15,9 artışla 12,750 TL açıklanması çiftçimizi gerçekten üzmüştür tarımın geleceğini köylerin geleceğini risk altına sokmuştur” dedi. Köseoğlu açıklamasının devamında; “Başkent Ankaramız tarımsal arazi varlığı olarak ülkemizin ikinci büyük ili hububat üretimi olarak da ülkemizin ikinci büyük ili 45 bin çiftçimizle üretim yapıyoruz 45 bin çiftçimiz özlemle tatmin edici bir fiyat bekliyordu. Bilhassa Ankara’mız ülkemizin en az yağış alan bölgesi verimde en az alan ilimiz yılda en fazla bir ürün üretebilen çiftçimiz bu fiyatlardan en çok etkilenen Ankara çiftçisi olacak. Çiftçimiz 2027 üretim yılına gübrede %70 mazotta %55 gibi bir artışla girecek açıklanan bu fiyatlar 2027 üretimini de etkileyecek. Mahsul bedellerinin 45 günde ödenmesi çiftçimizi zora sokacak borç vadeleri büyük bir oranda harman vadedir bu uygulama çiftçimizi serbest piyasaya yönlendirecek buğday fiyatlarının 14-15 TL bandında seyretmesine neden olacaktır. Unutulmamalıdır ki ülkemizin huzurunun ve mutluluğunun tek teminatı tarım sektörüdür insanlarımızın karnını doyuramazsak huzurlu bir toplum olamayız” diye konuştu.
